Derinleşen yoksulluk, Türkiye'de kitlesel okul terkini körüklüyor

Derinleşen yoksulluk, Türkiye’de kitlesel okul terkini körüklüyor

Aktivistler, ülkedeki ekonomik çalkantının toplumsal faturası derinleşirken, Türkiye’de çocukların daha önce görülmemiş oranlarda okulu bıraktığı konusunda uyarıda bulunuyor.

16 yaşındaki Baran, Türkiye’nin güneyindeki Adana’daki yoksul mahallesinden şehrin lüks tarafında çalışmak için çoğunlukla haftanın yedi günü seyahat ediyor. Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre zor durumdaki anne babasına destek olmak ve iki küçük kardeşinin okulda kalmasına yardımcı olmak için dokuzuncu sınıfı bırakmak zorunda kaldı.

Mayıs ayından bu yana genç, et suyu ve işkembe konusunda uzmanlaşmış bir restoranda çalışıyor. Utanarak, “En sevdiğim ders matematikti,” dedi. “Ama yaşamak için çalışmak zorundayım.”

Anne ve babası Emine ve Mehmet umutsuz olduklarını söylüyorlar. Tarlalarda mandalina toplayarak geçen bir günün ardından, fiyatların hızla yükseldiği Türkiye’deki ekonomik çalkantının ortasında aileyi kuşatan mali çaresizliğe öfkeyle dolup taşıyorlar. Resmi rakamlara göre ülkenin yıllık enflasyonu Ekim ayında %85,5 ile 24 yılın en yüksek seviyesine, alternatif anketlere göre ise çok daha yüksek bir seviyeye çıktı.

Mehmet, çocukları için “Sadece üç kişilik kitap 1500 lira [80 dolar]” diyor. Yaklaşık 15 dolarlık bir günlük maaşla, temel gıda maddelerinin bile çoğu zaman karşılanamayacak durumda olduğundan şikayet ediyor.

Baran’ın annesi, Baran okuldan ayrıldığından beri küsmesin diye okul çantasını sakladığını söylüyor. Kendisinden küçük iki çocuğunun daha ne kadar okulda kalabileceğini merak ederken, onlara yemek için yeterli harçlık bile vermeye çalışıyor.

Aynı mahallenin 16 yaşındaki ikiz kardeşleri Yusuf ve Emre de ailelerinin geçimini sağlayamaması nedeniyle okulu bırakmıştır.

Küçük bir kebapçıda ızgara şefi olan babaları Ümit, “Ayakkabıları problem, çorapları problem, kitapları problem” diye homurdanıyor. Hükümet, diyor, kitlelerin mali kötü durumundan uzak. “Ankara’dakiler ne dediklerini bilmiyorlar. Bunu tarif edemezsin; onu yaşamalısın. Kırtasiyeye girip çocuklarına temel ihtiyaç maddelerini alamamanın mahcubiyetini yaşamak zorunda kalıyorlar.”

Bu hikayeler, Öğrenci Aileleri Derneği başkanı Ömer Yılmaz’ın Türkiye’nin modern tarihindeki en büyük kitlesel okul terki dediği şeyin küçük parçalarıdır. “Resmi istatistiklere göre 2021-2022 döneminde 5-17 yaş arası yaklaşık 1,2 milyon çocuk herhangi bir okula kaydolmamıştır. Haftanın 4 günü çalıştığı meslek okulları ve açık okullara giden öğrencileri de eklerseniz bugün 4 milyona yakın çocuk ya düşük ücretle çalışıyor ya da iş arıyor, normal eğitimin dışında kalıyor” dedi.

Son iki yılda baş döndüren fiyat artışları nedeniyle bugün Türkiye’de her iki öğrenciden en az birinin yetersiz beslenme sorunu yaşadığını söyleyen Yılmaz, çoğu ailenin gelirinin 5 bin 500 lira olan asgari ücretle sınırlı olduğunu kaydetti. “Bir öğle yemeği en az 35 lira [1,9 dolar]. İki çocuk için okulda bir günlük yemek ücreti, asgari ücretin yaklaşık üçte biri kadardır” dedi.

Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023 bütçesinden aldığı payın geçen yıl yüzde 10,79’dan yüzde 9,74’e düştüğünü ancak “milyonlarca öğrencinin normal eğitim sisteminden ayrılmasıyla bu payın yüzde 30’a çıkarılması gerekirdi” dedi. “Yalnızca son 7 ayda meslek okullarına giren öğrenci sayısı 160 binden 1 milyona çıktı” diyen Akın, öğrencilerin işsizlikten kurtulma umuduyla bu okulları tercih ettiğini vurguladı.

Şu anda ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi için çalışan Derin Yoksulluk Ağı’nın kurucusu Hacer Foggo, hükümeti derhal tüm devlet okullarına temiz su çeşmeleri kurmaya ve ücretsiz yemek programları başlatmaya çağırdı. On yıllardır yoksullara yardım etme deneyiminden yola çıkarak, “Okula yiyecek götüremeyen çocuklar travma geçiriyor” dedi.

Foggo, UNICEF’e göre, yoksul çocuklara yönelik okul beslenme ve sağlık programlarının okulda kalma sürelerini iki buçuk yıl uzattığını ve okullaşma ve devam oranlarını sırasıyla %9 ve %8 artırdığını söyledi.

Bu gönderinin yorumları kapatılmış.